ADINA KERMES DENİLEN VE GÖZ YUMULAN TİCARET ŞEKLİ

2011-04-26 20:49:00

BEYŞEHİR'DE HAVALARIN ISINMASIYLA KERMES FURYASI BAŞLADI YİNE..BAKIN KERMESLE İLGİLİ BİR YAZI PAYLAŞALIM SİZİNLE..İLGİLİ YAZI BOLU'DAKİ KERMESLERLE İLGİLİ AMA SANKİ BEYŞEHİR'İN KOPYASI.. DEĞİŞEN BİR ŞEY YOK..! Yüce yaratan;"Hiçbir kulum karşıma kul hakkı ile gelmesin" derken, bu kermes düzenleyenlerin, vergisini veren esnafın yanı başında boş buldukları dükkanlar da resmen ticaret yaparak, haksız kazanç sağlamalarının VEBALİNİ nasıl verecekler, merak ediyorum ve Allah yardımcıları olsun diyorum !!! Bu dünyada işleri iş ama öbür dünyada ne yaparlar, bu haksız kazancın hesabını nasıl verirler onu da Allah bilir!!! Hassas bir konu olduğunu bu satırları okuyan kermes düzenleyen Müslüman din kardeşlerim kadar ben de çok iyi biliyorum... Ama haksızlığı görüp de yazmamanın, "kalem namusuna ihanet" olduğunu ve ayrıca "dilsiz şeytan konumuna düşmek olduğunu bildiğim için" şu kermes denilen HAKSIZ TİCARETİ bir kez daha yazmak gerekliliğini hissettim. Dernekler yasasına göre, bir dernek yılda bir kez kermes yapabilir. Bu da kısa sürelidir. Yani yasal olarak süresi bir gündür... Bolu'daki açılan hangi kermes bir gün sonrasında, tasını tarağını toplayarak çekip gidiyor?!... Madem dernek olunca vergi felan hak getire!, o halde Boludaki bütün esnaflar birer dernek kurarak vergiden muaf olmaları daha mantıklı değilmi?!... Madem dernek adına olunca herşey satılabiliyor, niye yüksek vergiler altında esnaf ezilsin ki?!... Hangi sektördeki esnaf binlerce m2 büyüklükte inşaat yaptırabiliyor?!... Bırakın devasa inşaat yaptırmayı, esnaflar kümes yaptıramaz durumdalar... Bolu'da adım başı kermes açılırken esnafların aidat vererek üye oldukları odalar maşallah "Y an gel Osman, bir dönüm bostan!... Devamı

ANLAYANA KISSADAN HİSSE----PİRE OTU

2010-02-27 15:17:00

Vaktiyle dervişin biri seyahat edermiş. Seneler süren bu seyahatte dilenerek karnını doyuruyormuş. Bir gün hiç bir şey vermiyorlar, karnı da acıkmış. Gidiyor ırmak kenarından bir parça kum alıyor. Bunları küçük kağıtlara paket yapıyor, başlıyor pire otu! Pire otu! Diye satmaya. Alanlarda oluyor. Soruyorlar: - Kaç para? - İki mangır. - Peki, ver bir paket. Adam kazandığı paralarla karnını doyuruyor. En son, elinde bir paket kalmış. Birisi geliyor onu almaya, soruyor: - Pire otu. Müşteri paketi açıyor, bakıyor ki kum taneleri. Soruyor: - Nasıl kullanılacak bunlar? - Pireyi yakalayacaksın. - E?. - Pirenin gözü bir tanedir; bu kum tanelerinden birini pirenin gözüne koyacaksın; pire kör olur seni göremez. - Be adam ben pireyi yakaladıktan sonra onu öldürürüm; bu ne sahtekârlık? Derviş: - Sen ârifmişsin; bu ilaç sana göre değil, diyor. Devamı

AKLIN VARSA GÖLE YAT..!

2010-02-04 21:33:00

  Hocanın evinde odun tükeniyor. Hanımı diyor ki: “Hoca! Odun bitti, git biraz odun kes, getir, dağdan; ama kuru olsun!”       Hoca oduna gidiyor. Odunları merkebe yükletiyor. Eve gelirken, “Acaba bu odunlar yanar mı?” diye, eşeğin üstündeki odunlara bir kibrit değiriyor, odun yanıyor. Merkebin sağrısına ateş düşünce, hayvan kaçmaya başlıyor. Hoca, hayvanın arkasından bağırıyor: Aklın varsa göle yat! Emre’nin tefsiri:       İnsanlarda bütün hayvanların bütün ahlâkı vardır. Merkebin huyu inatlıktır. İnsanda da vardır inatlık. İşte Nasrettin Hocanın “merkep” temsiliyle kastettiği şey, insanlardaki bu inatlık ahlâkıdır.       Hoca, “Hakikat ilmini, bir arkadaşın öğretmeye çalışmış ama, o ada, medrese bilgisinden vazgeçmemiş. Odun dediği, medrese ilmi; yani cansız ilim: Odun, yaprak açar, meyve verir mi?       Hoca bakıyor ki, arkadaşı ilmi “hâl”e inkilap ettiremiyor, yani aklının sırtındaki ilim odunlarını kaldırıp atamıyor, hatta atmak istemiyor, o zaman o odunları “âşk” ateşiyle tutuşturuyor. Aşkın ateşine tahammül edemeyen adam, Hocadan ikrâh edip kaçıyor. Hoca yine de şefkatten vazgeçemiyor, ona kurtuluş yolunu göstermek için arkasına bağırıyor: Aklın varsa, “Tevhid” deryasına dal! Yani kâmil insanın gönlüne.   ... Devamı